Showing posts with label görüs. Show all posts
Showing posts with label görüs. Show all posts

Friday, February 12, 2010

Politik Icerikli Bir Sobe!

Acalya'dan geldi adam akilli bir sobe konusu...Yazmak lazim (Alpce). Ben politik göruslerini bir - iki izmle aciklayamayan hatta bir-iki soblona oturtamayan biri olarak, nasil dusundugumu dilimin döndugunce yine icten yanitlayacagim...

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yazara, cizere, sokaktakine dokunuluyor da, neden milletvekillerine dokunulmuyor? Önce onu anlasak, degil mi ?! Neden korkuyorlar? Dusuncelerini söylemeden korkuyorlarsa, o zaman dusunce özgurlugunu genisletip yasalastirsinlar. Sonra da dokunulmazligi kaldirsinlar. Oh ne istiyorlarsa söylesinler artik. Ataturk'e, laik diktaya, etnik ayrimciliga, kim ne dusunuyorsa söyleyebilsin, söylesin ki biz degistik diye milleti kimse alavare dalavereyle oyalamasin. Böylece zirt pirt parti de kapanmaz. Yok amac koltuk sayesinde yolsuzluk yapmaksa, pektabiki dokunulmazligi kaldirmak islerine gelmiyecektir.

2)Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?

Secim baraji kesinlikle %4'e dusurulsun, Isvec'teki gibi. Yuz tane TR'de parti var. Tamamen kalkarsa hukumeti kuramazlar, arap sacina döner.

3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?

Meclisin yarisi kadin olacak sekilde belirlensin. Diger yarisi da nasil olursa olsun. Ister dudak ustu biyikli isterse sol elle taharatlandigi icin sag elde gumus yuzuklu! Pek tabiki hicbirinin öz gecmisinde yolsuzluk olmasin...

Not: Kadinlarin da ya anne ya da calisiyor olmasi, kosulu olsun!

4)Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?

Taraf olmayan, politik, dini, etnik görusun etkisinde kalmayan. Su andakinden cok uzakta.

5)Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?

Turkler acaba musluman olmasalardi, TR'yi yine de hep sag partiler mi yonetirdi?

Ben de bu sobeyi "apolitik degilim", diyen arkadaslarima göndereyim, hem de isim vermeden, onlar kendilerini bilirler!

Thursday, February 11, 2010

KORKARSANIZ KORKUTULURSUNUZ!

Tiklayin! Buna da tiklayin! Ben iki kitabini okumustum. Birinin iceriginden bir kucuk ayrintiyi (yillar önce bir bayram ziyaretinde bizimkilere gittigimde) bahsettigimde cok buyuk tepki almistim. Gazete disinda birsey okudugunu sanmadigim, ustelik sigara ve alkole ise kazancindan cömertce bir pay ayirdigina tanik oldugum, o sirada bizimkileri ziyarete gelmis olan, babamin kuzeninin tepesini attirip, evi terketmesine neden olmustum!

Tahta Kayaklar!

Yukaridaki fotografin haberini suradan okuyabilirsiniz! Hic unutamadigim, ayni göruntuyu, 1983 yilinda Bingöl'de kayak yarislarina gittigimizde görmustum. Biz takimdakilerin cogunun da kayagi kendisinin degil, universitenindi. Bazi cocuklar sansliydilar, beden terbiyesinden kayak edinmislerdi. Ama buyuk bir cogunlugu uyduruk tahta kayaklariyla son surat inis yapiyorlardi.

Yapacak hicbirseyi olmayan bu genclere, en azindan eski kayaklari dagitarak, birakin iyi bir sporcu olmalarini, en azindan biryerlerini kirmadan kayak kaymalarini saglamasini devlet artik akil edinmeli...

Wednesday, January 27, 2010

Balyoz'u ancak anlayabildim!

Taraf ve Radikal de dahil olmak uzere bir suru gazete okuyorum ama su yazi ile olayin özeti anlasiliyor...

Friday, January 4, 2008

Isvec Krali Dogal Park'a Klube Yaptirabilir mi?




Gazeteden alinma fotograf, Isvec Krali'nin coluk cocuk gelip, buzu delerek balik tuttugu dogal parktan. Kral bu klubelerde kalmaktan sIkIlmis ve ben kralim, bunlarin yerine en azindan tuvaleti icinde tek odali baraka (klube) yaptirmak istiyorum, her cocuguma mustakbel esleriyle birlikte uyuyabilecegi, cislerini kiclari donmadan yapabilecekleri, söyle hakikaten tek odali mutevazi klubeler, demis...

Ben de gazeteye yazilmis yorumlari okudum. Herkes resmi görevlilerin izin kararini merakla bekliyor. Yorumun birinde: "Burasi Isvec mumkundur. Vatandasa hayir, Kral'a evet, haksizlik bu."diyordu...

Gelin bir de benim yurduma bakin, izne ne gerek var,vatandas ta yaptirir ,devletin basindakiler de, bizde herkes esit, dedim icimden...

Monday, November 26, 2007

AB nire, Avrupa nire?

Dört yil önceki fotograf, havalar su anda da ayni...

Önceki gun teleteks haberlerinde, Erdogan'in, Kurtlere daha cok özgurluk verilecegini, siddet ve terörun dusmani özgurluktur, dedigini öncelikli yazili haber olarak verdi...Bizim haberlere göz attigimda DTP'nin baskaninin tam tersine Erdogan'i elestiren beyanlarini gördum...Zaten Kurt rebellerin silahlarini coktan gömduklerini de birkac ay önce ilan etmislerdi yine teleteks haberlerinde...Turkiye'de, PKK'nin baris haberlerinden sonra, ölen askerlerin haberleri burada hic duyulmuyor...

Sabah radyoda yine Avrupa'nin ve AB'nin sinirlarinin neresi oldugu konusunda uzun bir haber dinledim...Özetle: Turkiye'nin Avrupa'daki topraklari Istanbul'da bitiyormus ve gerisi Asya imis...Fransa baskani bu nedenle, halki da zaten TR'yi kesinlikle istemiyormus...Kibris nerede acaba deginilecek mi diye bekledim...Adalar istisnadir mutlaka...Deginilmedi...

Yanda listede linki olan sevdigim yazarlardan Ergin Yildizoglu'nun son yazisini mutlaka okuyun!

Sunday, November 25, 2007

Sayin Mustafa Mutlu'dan


Bir yanda Allah’ın yasaları, diğer yanda T.C. Anayasası!
Durmak yok, “dinci” kadroların “dinciliği” yaygınlaştırma çalışmalarını teşhir etmeye tam gaz devam!Son örnek Milli Eğitim’den!Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü, 21 Kasım 2007’de ilköğretim okullarının sekizinci sınıflarındaki öğrenciler için bir “Başarı Değerlendirme Sınavı” düzenledi. Amaç, öğrencilerin seviyelerini tespit etmek.B kitapçığındaki 24. soru aynen şöyle:“Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın, evrenin düzenini ve işleyişini sağlamak için koyduğu yasalardan değildir?a- Fiziksel yasalar.b- Toplumsal yasalar.c- Biyolojik yasalar.d- T.C. Anayasası.”
***Şimdi bu sorunun yanıtını siz verin; tabii, verebilirseniz!İstediğiniz kadar üniversite bitirmiş, mesleğinizin zirvesine ulaşmış olun; bu sorunun yanıtı zor!Birlikte çözmeye çalışalım:Fiziksel yasalar ve biyolojik yasalar; tamam... Düzen, Allah tarafından kurulmuş.Geriye kalıyor iki şık... Zaten sorun da burada başlıyor:T.C. Anayasası’nın (Dikkat edin Türkiye Cumhuriyeti değil, T.C.) Allah’ın koyduğu yasa olmadığı ortada da... Toplumsal yasalar da öyle değil mi?Değilmiş...Çünkü bu soruyu hazırlayanlara göre “toplumsal yasalar”dan kast edilen “Kuran-ı Kerim’deki ayet ve sureler”miş...Bu yüzden doğru yanıt “d” şıkkı, yani “T.C. Anayasası” olacakmış!
***Bir soru daha:“Yüce Allah evrendeki düzenin varlığı için her alanda kurallar koymuştur. Biz bunlara ‘Sünnetullah’ diyoruz. Buna göre aşağıdaki kurallardan hangisi Allah’ın koymuş olduğu kurallardan biri değildir?a- Gezegenlerin belli bir yörüngede hareket etmeleri.b- Canlıların üreyip çoğalmaları.c- Gelir dağılımının adil olduğu ülkelerin ilerlemesi.d- Futbol maçında topun taca çıkması.” Eminim bu soruya bir çırpıda doğru yanıtı verdiniz ve “d” dediniz...Tamam da; gelin biraz deşelim:İlk örnekteki soruya göre “fiziksel ve biyolojik yasalar”, Allah’ın koyduğu yasalar değil miydi? İyi de; bir fizik yasası olan “gezegenlerin belli bir yörüngede hareket etmesi” ya da bir biyoloji yasası olan “canlıların üreyip çoğalması” ne oldu da bu soruda “kural”a dönüştü? “Yasa”yla “kural” arasında hiç mi fark yok? Ya da...Hayatlarını ekonomi bilimine vermiş profesörlerin bile hâlâ üzerinde görüş birliği sağlayamadıkları, “Gelir dağılımının adil olduğu ülkeler ilerler” tezi, nasıl oluyor da 14-15 yaşındaki çocuklara “doğru” diye dayatılıyor?
***Örnekleri uzatacak değilim. 25 sosyal bilgiler sorusunun 5’i “din” içerikli... Buna karşın Atatürk’le ilgili bir soru bile yok!Biliyorsunuz; lise giriş sınavları kaldırılıyor. Anadolu ya da Fen Liseleri’ne devam edecek çocuklar, ilköğretimde yapılacak seviye tespit sınavlarının sonucuna göre seçilecek.Dün Cumhuriyet Gazetesi’nden Emine Kaplan’ın ortaya çıkardığı sorular bu yüzden dikkat çekici...“Atatürk çok önemli değil, bakın ona ilişkin soru sormuyoruz, ama dinimizi bilmezseniz, liseyi sıradan bir okulda okumak zorunda kalırsınız” mı deniliyor?“Dinde uzmanlık” gerektiren sorular, bu yüzden mi soruluyor?“Ey Türk gençliği... Amacın iyi bir okulda okumaksa, bundan sonra ne yapacağını anlamışsındır. Hâlâ anlamadıysan, sürün o zaman” diye rest mi çekiliyor?
***Dün de yazmıştım: Bunlar “küçük şey”ler... Ama AKP iktidarı, oya gibi işlediği bu “küçük şey”lerle toplumsal karakterimizi değiştiriyor.Biz ise tüm bunları “masum” bulup “yola devam” etmelerine seyirci kalıyoruz!Aferin bize...
*****GÜNÜN SORUSUBugün ülkemizin iki temel sorunu var: Bir yanda Türkiye’yi bölmek isteyen terör örgütü, diğer yanda demokratik, laik, sosyal hukuk devletini dini kurallarla yönetmek isteyen kadro!Bunlardan biriyle mücadelenin yoğunlaştığı günlerde, neden hep ikincisini unutuyoruz?

Wednesday, November 21, 2007

Sayin Mine Kirikkanat'tan

Cinnet vatan
Çok değil, bir kuşak öncesine kadar Türkiye, “Bu cennet vatan...” diye anılırdı. Her konuda, her kafadan, her sesin çıktığı, her yolluğa Mersin’in ve tersinin önerildiği ülkemizde, yegâne ortak fikir, neredeyse toplumsal uzlaşma, Türkiye’nin cennet bir vatan olduğuydu.Geçen yılların her biri bir zümrüdünü arakladı, ormanlarını yaktı, toprağını çaldı, denizlerini atıkladı, göllerini kuruttu, havasını zehirledi, ırmaklarını kimyaladı, kuşlarını tüketti, hayvanlarını bitirdi. Yağma ve talan, tüm hızıyla sürüyor.Her mahalleden bir milyoner çıkabildi mi bilmiyorum, ama her sokağında en az bir kanser hastası var: Türkiye’yi talan edenler, onu aynı zamanda bir laboratuvar olarak küresel kimya sanayiine kiraladılar. Kira onlara ödeniyor, bizler denek faresi yerine kullanılıyoruz. Yediğimiz her sebze ve meyve genetiğiyle oynanmış tarım ürünleri. Etler hormonlu, konserveler nitratlı, sucuk, salam, sosislerde etten çok boyalı yağ ve neden koruyorlarsa, koruyucu kimya maddeleri var. Bir toplu imha silahı düşünün ki, yüzlerce yıldır bozulmaması sadece kaynatılarak sağlanan pekmez, bazı üreticiler tarafından artık asbestle berraklaştırılıyor! Asbest ne? İnsanlarının sağlığına özen gösteren tüm ülkelerde, bina yalıtımında bile kullanılması yasaklı, bir numaralı kanserojen!
***Her kişinin çevresinde mutlaka bir kanser hastası var. Millet birbirine, “Ne kadar çoğaldı?” diye dert yanıyor, ama çok azı, “Neden çoğaldı, kim bizi deney faresi olarak sattı?” diye soruyor.“Bakın” diyorum, “AB’nin Kopenhag kriterleri, aynı zamanda sizin sağlıklı yaşam hakkınız demek. Konservelerinize, salamlarınıza zehir basılmaması, havanızın suyunuzun kalitesi de bu kriterlere bağlı. AB aynı zamanda bir yaşam standardı. AB’ye uyum, sizlerin sigortasız çalıştırılamamanız, köle çocukların kurtarılması, grev hakkı, iş saatleri, işsizlik tazminatı, hakkınızı arayabilmek hakkınızdır.” “AB bizi sömürür, bağımsız Türkiye isterük!” diyorlar. Yahu seni zaten senin devletin sömürüyor, yediğini içtiğini senin üreticilerin zehirliyor, senin seçtiklerin pazarlıyor seni deney faresi olarak, icat ettiği kimyasalları kendi ülkelerinde kullanamayan küresel sermayeye... Uluslararası standartlardan azade olduğumuz içindir ki birbirimizi zehirlemek, sömürmek, süründürmekte zaten bağımsızız!Ama bakıyorum, ne Türkiye’yi satanlar, ne Türkiye ile birlikte satılan halk arasında kimse; hiç kimse bu vatana “cennet” demiyor artık.Bir harfi düştü cennetin, “cinnet” oldu Türkiye. Cenneti tüketeni, tüketime denek ve teslim olanla seyirci kalanı, el birliğiyle kotardıkları bu cinnetten paylarını alıyor.
***Bir cinnet düşünün ki, evrensel insanlık projesi üzerine kurulu sosyalizm, Türkiye’de yabancı düşmanı bir ulusalcılık olup çıkıyor!Oysa böyle sosyalizmin tarihsel bir adı var: Nasyonal Sosyalizm. Yani ırkçı faşizm. Bir cinnet düşünün ki, ırkçılığı ve faşizmi besleyen sağcı milliyetçilik, yabancı sermayeye endeksli küresel ekonomiyi savunuyor.Bir cinnet düşünün ki, milletçi değil ümmetçi iktidar, Osmanlı’ya sahip çıkıyoruz diye eski sömürgesi Arabistan’a özeniyor, eski tebaası şeyhlerin, emirlerin önünde eğiliyor.Bir cinnet ki bu, adı üstünde, “sosyalist enternasyonal” üyesi olması gereken partiler, insanlık tarihinin en sosyal, en demokrat ve halkçı projesi AB’ye sırtını dönerken, adı üstünde ümmetçi, dinci, sansürcü, kadın erkek ayrımcılığı yapacak kadar gerici zihniyet, AB projesine sahip çıkıyor, aslında AB sürecini durduruyor!Ama zaten bu cinnet vatanda, özü, tanımı, işlevi kadın güzelliğini ortaya çıkarmak, kadını göstermek olan “Moda”da, modacının kendi deyişiyle “kadını kapatmak misyonu”na dönüşüyor. Tekbir ne demek? Allahüekber. Allah’ın modası mı vardır?“Allahüekber” diye tesettür pazarında kadın giysisi satmak, bu toplumsal cinnetin, umarım zirvesidir. Çünkü henüz eteklerindeysek, zirveye zıvanadan çıkmak zorunda kalınacaktır!

Saturday, November 17, 2007

Arapca'ya Dönus

Yine Melih Asik'tan
Geriye dönüş...
Çevre ve Orman Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, geçtiğimiz günlerde bakanlık personeline bir "Tavsiye Yazısı" gönderdi. Ne kadar Türkçeleştirilmiş sözcük varsa Arapçalaştırılmasını istedi. Yazıda:"Değerli arkadaşlar,Türkçemizdeki sözcük çeşitliliğinin korunması, yaşayan ve konuşulan zengin bir dil olarak varlığını sürdürmesi için günlük konuşmalarınız ve her türlü yazışmalarınızda ekli dosyadaki kelimelerin kullanılması konusunda hassasiyet ve itina göstermenizi rica eder, iyi çalışmalar dileriz" denildikten sonra, Bakan Veysel Eroğlu'nun konuşmalarda ve yazışmalarda kullanılmamasını istediği sözcükler (siyahla dizilen) ile onların yerine kullanılmasını tercih ettiği sözcükler şöyle sıralanıyor:Amaç: Maksat, Gaye, Atama: Tayin, Belirlemek: Tespit etmek, Boş: Münhal, Dayanak: Mesnet, Doğal: Tabii, Durum: Vaziyet, Gereksinim: İhtiyaç, Görev: Vazife, İçermek: İhtiva etmek, İlgi: Alaka, İlişik: ek, Kapsamak: İhtiva etmek, Katılmak: İştirak etmek, Koşul: Şart, İzlemek: Takip etmek, Kent: Şehir, Neden: Sebep, Ödül: Mükafat, Örgüt: Teşkilat, Örneğin: Mesela, Öneri: Teklif, Özel: Hususi, Sorumluluk: Mesuliyet, Sonuç: Netice, Sorun: Mesele, Tören: Merasim, Yasa; Kanun, Yasal: Hukuki, Yaşam: Hayat, Yapay: Suni, Yetki: Selahiyet, Yöntem: Usül, Zorunluluk: Mecburiyet...* * *Dikkat buyurun... Yalnız yazışmalarda değil konuşmalarda da bu dilin kullanılması isteniyor... Suudi Kralı Abdullah'ın ziyareti sırasında yaşananlardan sonra AKP'ye "Arap Kulları Partisi" adı yakıştırılmıştı. Yanlış mı olmuş?

TRT'yi dinlemem icin tasinabilir (Dizustu)bilgisayari P-O mutfaga getirip masanin ustune birakiyor, ben de en son seyrettigimde, cok boyanmis sunucunun Arapca sözcuklerle konusmasinin beni sinirlendirdiginden bahsediyorum...Geliyordur genelgeler, eski adiyla tamim, tebligler biryerlerden böyle konusun, diye. Zavalli ne yapsin, ekmek parasindan olamaz ki, diye dusunuyorum ustteki yaziyi okuduktan sonra...

Tuesday, November 13, 2007

Burasi Turkiye Cumhuriyeti topraklari mi?


Cok da yakisiyorlar birbirlerine!

Sayin Melih Asik'in makalesine buradan ulasabilirsiniz. "Millet Utandi " mi bilmiyorum ama ben cok utandim... Sayin Bekir Coskun'un dedigi gibi de, bu herifler: ne benim basbakanim, ne de cumhurbaskanim olabilirler, isteyenler (Kendi danismanlarinin tabiriyle) tepe tepe kullanip faydalansin...

Ek: Sayin Yaman Töruner'in yazisini da kacirmayin!

Thursday, November 8, 2007

Finlandiya, Pakistan, Turkiye?

Köprunun disaridan göruntusu...
Icinde yururken...
Köpruden diger köpruye bakis...

Bugun Finlandiya'nin baskentinde, *18 yasinda bir fasist-nazist liseli'nin okulunda 8 kisiyi öldurmesi nedeniyle, bayraklar yariya indirilecek. Pakistan'taki ayaklanmalarin devami, petrol fiyatlarinin yukselmesini, sadece yukselen talebe baglamasini, ABD-Iran politikasiyla hicbir ilgisi olmadigini, Pust'un sesinden dalga gecer gibi verdi buradaki taze haberlerde. Bizim gazetelerde sabah sabah yine: Hulya Avsar'in borclari ; baldiri acik hicbirini tanimadigim hatunlarla, unlu yine tanimadigim heriflerin asklari, meskleri; ardindan hergun tekrarlanan DTP'li vekilin kocasi, turbanli hemsire ve yari ciplak bolca resimler, yazarlara ulasana kadar gözume carpan gereksiz haberlerdi. Sayin Derya Sazak deginmis, Pakistan'daki olaylara ve RTE-Bush görusmesinin bu olaylarin gölgesinde kalmasina. Hakikaten P-O durtukledi kackere, gözumun icine sokmak icin: Bak Pust uyuyor basbakaninizin yaninda, diye...Demek sebebi buydu!


Bugun ise yuruyerek geldim, kulagimda MP3, haberleri dinleyerek.... P-O izinli, cocuklari yuvaya ve okula o birakacak. Is yerim yarim saatlik yuruyus mesafesinde. Hertaraf karli ve gökyuzu piril piril. Gectigim eski bisiklet ve yaya köprusunun 1863 de cizilmis resmi yukaridaki de...

Ekleme: Daha da usttekii fotograflar 1 ay öncesinin. Köpru deyince aklima geldi ve Sevgili Elif Savas Felsen'in, "Opera Masallari"'indaki harika aryalarini dinlerken, hizimi alamayip 3 tane birden ekledim...

*Linkini verdigim gazete Isvec'in en boyalisi, bizim boyalilarin yaninda hic bir sey, bana göre!

Monday, November 5, 2007

Alisveris Hastaligi! Balik Bastan Kokarmis!

Bukez de Sukru Kucuksahin' den bir yazi önerisi... Gecenlerde cok sevdigim arkadasim B5 yorumlarindan birinde, kadinlarimizin alisveris cilginligina deginmisti...Bayan Gul'un alisveris merakini ögrenince, yazi önerilerimi seven arkadaslarima hemen iletiyim istedim...


Eskiden Avrupa'ya kultur gezilerine giden Turk kadinlari geldi aklima. Ayaklari su toplardi muze degil, markali dukkan gezmekten. Ben yanlarinda degildim, ama arkadaslarimin anlattiklarindan biliyorum. Hele her Italya'ya gidene bir cift Timberland ismarlanmazsa hic olmazdi. Istanbul 'da artik yok yok. Isvecli is arkadaslarim," mimari "örnek olarak *Kanyon'u gezdiklerinde hem hayran, hem de sasirip kalmislardi. Kimler alisveris yapabiliyor bu fiyatlara, diye... (Orada alisveris yaptiklari tek magaza ise, Pasabahce'nin butik magazasi olmustu, saticilarindan sattiklarina kadar hersey cok kusursuzdu. Gurur duymustum, %100 Turk, diye ben önermistim cunku.)... Ama bizim memlekettekilere ne Kanyon, ne de adini unuttugum yeni alisveris merkezleri hala yetmiyor demek ki!

*Fotografta Kanyon'u inceleyenler, is arkadaslarimdan bir kismi...

Wednesday, October 31, 2007

Cok Sevdigim Yazarlardan Sayin Melih Asik'in Kösesinden...

Ünlü aktör Kevin Costner, Abdullah Gül'le eli cepte tokalaşmış.Gül'ü meslektaşı George Clooney sanmıştır...Haldun Ertem



Friday, October 26, 2007

Eski Cumhuriyet Bayraminiz Kutlu Olsun!

Baslik alttaki makalenin degil, ben simdiden 29 Ekim'i kutlamak istedim. Cunku hafta sonu bloga yazma sansim olmayacak...

Bekir Coskun'un hayali benim de hayalim...Bakarsiniz gerceklesir ve biz de yeniyi birakip eski cumhuriyetimize dönuveririz...

2. cumhuriyetciler, özlemini duyduklari demokrasiyi uygulatacaklari politikacilardan o kadar memnun olmalilar ki, her firsatta hala ulkede islerin iyi gittigi lanse ediliyor. Yasakli TV kanallari ise hic duyulmuyor buralarda...


Bekir COŞKUN
bcoskun@hurriyet.com.tr

Bir kadın...BİR gün bir kadın gelecek.Teni nasıl, saçları nasıl, gözleri nasıl, elleri nasıl, boyu nasıl, bilemem.Ama yüreği büyük bir kadın gelecek.
*
Çoktandır erkeklerden umudumu kestim. Türkiye giderek kuşatılırken, merkez sağda ve merkez solda birer lider aranırken, nedense bir gün bir kadının geleceğini, bu kiri-pası, bu gözyaşını ve kanı, bu umutsuzluğu ve hüsranı bir kadının silip süpüreceğini düşünüyorum.Dönüp erkekler topluluğunun kıldan yapılı, ter kokan, merhametsiz, kindar, acımasız, yalan-yulan, ikiyüzlü, sahtekár yapısına bakıyorum.Ve ben bir kadın bekliyorum.Yüreği büyük bir kadın.
*
Dün gece bir yerde bana Atatürk’ün cumhuriyetine ihanet eden (hepimizin tanıdığı) aydınları anlattılar.Buna "Aydınların ihaneti" diyorlar.Yüksek yargıçlar, profesörler, bürokratlar, hatta askerler...Tümü erkekti.Tümü çıkarları için dillerinden düşürmedikleri Atatürk’ü dahi satmışlardı, üstelik Atatürk düşmanlarına.Oysa "yıkıcılara" karşı cumhuriyete sahip çıkanların en etkili ve yürekli meydan toplantılarını kadınlar yapmışlardı, unuttunuz mu? "Bölücülere" karşı da kadınlar en değerli varlıkları, zar-zor yetiştirdikleri çocuklarını veriyorlar, farkında mısınız?Ya erkekler...İşte ordalar.Korkak, sinmiş, dönek...Ve hatta "ihanet" içinde...
*
Nedense bekliyorum.Bir gün bir kadın gelecek.Teni nasıl, saçı nasıl, kaşı nasıl, gözü nasıl bilemem...Ama başı dik, anlı ak, eli temiz... Merhameti, şefkati, yurt sevdası olan... Sesi gür, korkusuz, haykıran... Yüreği büyük bir kadın.

Monday, October 22, 2007

Cok Cok Cok Önemli!!!

Sevgili Sefika blogunda AKP'nin cevre politikasinin guzelliklerine!!! deginmis...Herkesi duyarli olmaya davet ediyor ve ben de ayni dilekte bulunuyorum, Hedikli'ye yolu dusenleri... Lutfen TEMA ya gerekli destegi verelim, en azindan 1 kac saniyelik imza kampanyasina katilalim...Artik rant politikalarinin, ulkemizin icine etmesine izin vermeyelim...

Monday, October 15, 2007

Isvec'ten Haberler:Darvinizm, Adem-Havva, Petrol Ve AYI..

Dun en cok tekrarlanan haber: Dini okullarda (musluman ve hiristiyan okullarinda) verilen bilgilerin dinsel icerikli olmasina izin verilmeyecek; evrim teorisi yerine, yaradilis teorisi ögrencilere derslerde ögretilmeyecegi idi.

Cok populer yemek bloglarindan biri (akliniza Portakal Agaci gelmesin), bir yazisinda, Turkiye'deki okullarda ögretilen hersey dogru muydu, diye evrim teorisini ögrendigine icerliyordu...Su siralar bu blogu birkac blog da "en iyi yabanci dilde blog adayi" diye sayfasinda sunuyor...Ustelik bir yandan da "cumhuriyetinize sahip cikin" yazisi ile birlikte...

Sabah radyoda NewYork ve Londra'da petrol fiyatlarinin 86 USD'i buldugunu ve buna sebebin Turkiye'nin PKK ile ilgili tezkere hazirliklarini gösterdi...Kuzey Irak'taki petrol uretimine sekte vurulmasindan korkuldugu ve Ceyhan Limaninin sevkiyattaki önemini filan da vurguladi...Daha da yukselmesinden korkuluyormus...

Fotograf internetten indirilme, benim hayvanat bahcesinde cektiklerimle ( zaman bulursam )degistirecegim...

Isvec'te ayilar öyle cok sevimli bulunur ki, TR deki "Aslan" niyetine, burada da "Ayi" adi guclu-kuvvetli ve yigit anlaminda yayginca kullanilir.( Ör: Björn Borg)...Ama son gunlerde Isvec'in ayilari, avcilara saldirmalari ile gundeme gelmeye basladilar. Uzmanlar: Ayilar tehlikeli degil, sadece dikkat etmek gerekir, diye acikliyorlar. Avköpekleri ayiyi rahatsiz ettigi icin avci ve avköpekleri son gunlerde, biri ölumle sonuclanan saldirilara ugradilar, diye aciklandi biraz önceki gundemde...Bu arada avci bir arkadas , ayilarin orman yemisleriyle beslendigini, yetmediginde yaban geyiklerine saldirip yedigini, söyledi...Filimlerde hep balik yediklerini göruyoruz zaten. Aslinda hem ot, hem et obur hayvanlar biz insanlar gibi...

Friday, October 12, 2007

Otobus Söforu Erdal Kurt ve Ingmar Karlsson...

Gunun konusuna matem katsin diye...

Isyerinde surekli dinledigim Isvec Radyosu'nu arayan Erdal Kurt söyle basladi: "ABD'nin Ermeni Soykirim oylamasinda evet denmesine cok sevindim. Butun Ermeniler cok sevindi. O bölgede hic Turk yoktu, Ermenilerin, Suryanilerin ve Kürtlerin bölgesidir. Turkler oraya geldiler ve butun bu halklari barbarca kiyimdan gecirdiler. Kafalarina silah dayayip kadin, cocuk demeden barbarca öldurduler. Yarim milyon Ermeniyi topluca öldurduler (Neyseki burada 1,5 demedi, sasirdim dogrusu. Atom'un Ararati'in da bile %1 'i olmayan bir dehset senaryosu yaziverdi.) Dun Radyo'da Istanbul Konsolosu (Adinin ne olduguna da emin olamadi) Ingmar Karlsson söylesisinde Turkleri savunuyor", diye ona tepkisini ve sitemini göndererek bitirdi sözlerini...

Halbuki ben de dinledim ayni söylesiyi. Ingmar Karlsson Turkiye'deki 75000 Ermeninin cogunun gecmise degil ileriye bakmak istedigini belirtti...Soykirim konusunda olmus yada olmamis; o hakli, bu hakli diye bir savunmaya bile gecmedi...Ayni anda, bir Ermeni genc kadin ise, kin ve nefret dolu bir ses tonuyla, kelimeleri kekeleyerek, ABD'nin sonunda kabul edisinden memnuniyetini vurgulamaya calisirken, Turkiye'deki Ermenilerin böyle dusunmedigini, ileriye bakmak istediklerinin Konsolos tarafindan vurgulanmasi, Turkleri savunuyor diye algilanmasina yetmis bile...

Wednesday, October 10, 2007

Kürdistanli Sarkici Cihan, Soykirim, Nobel Edebiyat Ödulu 2007, Okuma Önerisi...!

Renkler kaybolmadan önce, son cirpinislar...

Dün radyoda, Malmö'de konser verecek olan, Kürt sarkici (sanirim adi, Isvecce aksandan anliyabildigim kadariyla, Cihan'di. )ile yapilan söylesi vardi. Fonda " Diyarbekir, Diyarbekir" diye bir turku esliginde; butun kurtlerin tek hayalinin, baskenti Diyarbakir olacak, bir özgur ulke istedigini ve 3,5 milyon Kürdün Avrupa'da yasadigindan bahsettiler...Sarkici Batman'da Kürtce'nin serbest olusundan sonra verdigi konserlere olan ilgiye cok sasirdigini, yuzbinlerin geldigini, aslinda kendisinin siyasi göruslere uzak oldugunu, ama bir kürdün siyasi dusuncesiz olusunun kabul edilemiyecegini, filan söyledi...
Ayni mekandan...


BBC, PKK'ya terörist yerine "Kürt Rebeller ya da Gerilla", dedi diye, bizim sevgili basinimiz haber yapiyor. Günaydin!!! Ben 6 yildir yurt disindayim, burada asla ve asla birkez bile PKK'ya terörist dendigini duymadim. Ayrilikci Kürtler ya da asker öldurduyse, adi gerilla dir...

Sabah Alp'i okula birakirken, arabadan inemedim: Türkiye-ABD iliskilerinin kötulestigi, ABD'nin soykirim iddialarini kabul ettigi uzerine ilk haberi dinlemek icin...

ABD'ye o kadar SIK gidip gelmeler demek fayda etmedi...

Dinamitin mucidi Alfred Nobel adina verilen Edabiyat Ödülü'nün yeni sahibi, Ingiliz yazar Doris Lessing...Iran'da dogmus, bir Ingiliz ciftin cocugu ve Afrika'da buyumus. Turk gazetelerinde su anda yeralmadigi icin bu yaziya ekleyiverdim...

Ayrica bir okuma önerisi daha...

Friday, September 28, 2007

Vatan'da Zulfu Livaneli'diyor ki:

Okuyalim lutfen! Zulfu Livaneli herkesin anlayacagi dilde aktarmis yine...

Tuesday, September 25, 2007

Okuma önerilerine devam!

Ergin Yildizoglu'nu da okuyunuz, hatta bu yazisinin her satirinin altini cizerek okuyunuz!!!