Showing posts with label günlük. Show all posts
Showing posts with label günlük. Show all posts

Monday, April 26, 2010

Leos Lekland!

Ege biraz nezle oldugu icin babasiyla bugun evde kaldi. Eve geldigimde 'iyisin artik, yarin okula gidebilir/sin diye, yorum yapar yapmaz babasindan evet diye onay, Ege'den de 'hayir yarin degil, Carsamba gidebilirim 'diye itirazli yanit geldi.

Carsamba Leos Lekland(Kapali cocuk parki)'a gidecek tum okul, hic kacar mi ?!...

Friday, April 23, 2010

Hangi Filimler Hangi Yasa Uygun!

Alp yuzme idmanindan sonra ev yolunda arabada karnini doyurdu. Eve gelir gelmez de, o yurgunluga ragmen, babasiyla futbol oynamaya gitti. Ege evde kalmayi ve Nintento oynamayi tercih etti. Ben de yanina oturdum, Tv seyrediyorum. Yeni filim baslamak uzere ve anonsda 'bu filim 10 yasindan kucukler icin uygun degildir' der demez Ege elindeki oyuna ara vermeden 'puss' (Öpucuk) dedi. Herzamanki ciddiyetiyle devaminda da "10 yas diyorsa öpusmeli, 15 yas diyorsa aksiyon ya da korku filmi basliyor demektir" diye ekledi. Filim baslar baslamaz 'ben demedim mi, bak igrenc' filan diye kafayi kaldirmadan laf atmaya basladi. Ben de 'aksiyon filimlerinden iyidir, savasacaklarina sevissinler' diye klasik karsi fikir uretmekten geri kalmadim.

Sunday, March 28, 2010

Haftasonu

Alp'in sehir disinda, kuzey bölgesi yuzuculerinin katildigi yuzme yarislari vardi. Grup otobusuyle Piteå'ya gitti. Stockholm'deki yapi fuarini görme bahanesiyle ben de is arkadaslarimla birlikte Cuma'yi da icine alan yillik motivasyon artirma seyahatindeydim. P-O ve Ege hafta sonu basbasa yapacaklari keyif programini önceden belirlemislerdi: Dinleyecekleri muzikler, yapacaklari spor, izleyecekleri mac, yaninda yenilecekler.

Alp yine bol madalyali bir yaris gecirdigi icin mutlu, yanina fazla havlu ve yiyecek koydugum ve cantasini gereksiz agirlastirdigim icin kizgin, kucuk cocuklar arasinda ebeveynsiz tek cocuk oldugu icin biraz uzgundu. Bundan sonraki yarislara benim otelde, kendisinin arkadaslariyla (cogu kamp kosullarinda) kalmasi sartiyla, her yarisa gelmemi istedigini söyledi, birlikte onun yataginda uyumaya calisirken.

Dun madalyalarini bile göstermeden, arkadasi Filip'in Linn diye ayni gruptan bir kiza asik oldugunu, itiraf ettigini söyledi. Uyumadan önce ilave ettigi bir ayrinti da: Tuva (Alp ile ayni yasta, Filip'in 2 yas kucuk kizkardesi), Alp grubun en yakisiklisi demismis. Ben'de belki Filip ikinizin arasini yapmaya calisiyordur diye sordum merakla.

Sert bir hayir yaniti geldi, sonra uyudu...

Gelecek post resimli Stockholm!

Not: Ben IFSAK'ta fotograf cekmeyi ögrendigimde, resim denmez, fotograf deniri de ögrenmistim. Turkceye endustri öncusu ülkelerin dilinden gecen resmedilen anlamindaki fotograf kelimesinin ayni, Isvecce de fotografi ceken anlamina geliyor. Dildeki böyle kisitlamalar ya da bilmis bilmis resim cizilir, fotograf cekilir ayrintilari beni gerdigi icin inadina resim diyorum...Bilmedigim sanilmasin diye belirttim...

Monday, January 25, 2010

Luks Yorgunluk

Fotograf bu yerel gazeteden alinma

Cumartesi, Pazar ve bugun yine kayakla kostum. Kollarim bacaklarima göre daha gucsuz oldugundan midir ya da teknik olarak kollar bacaklara göre daha cok calistigindan midir birazönce camasir katlarken yoruldum...


Bugunkunu Alp'in yuzme idmani surerken hemen arkadaki ormanici kayak izi pistinde yaptim. Hani su yazin sapik cikti diye yazmistim.Neyseki TR'den döndugumuzde ise olayin hasta bir kadinin uydurmasi oldugunu gazeteden ögrendik. Karanlikta ormanin icinde bazen kendi kayagimin hisirt sesinden baska hic bir ses duymuyorum. Yoksa yapayalniz kaymaya cesaret edemezdim. Cocuklar evdeyken hafta arasi onlari birakip spor yapmiyorum, sadece ögle saatini degerlendirip 40 dakika yuruyorum, hafta sonlari ise sabah erken P-O 15 kmsini kosup gelmeden ben arabayla 2 km uzakliktaki baska bir piste gidip, 5 km kayakla kosup geliyorum...Dun uzun bir aradan sonra Alp tenise gelmedigi icin,yogun bir 15 dakika P-O'yla tenis de oynamistim...

Bugun ben pisti terkederken arkadasim Anna da kayaklariyla piste girmek icin patika yolu kayarak tirmaniyordu. Kucuk oglunun yuzme saatine göre uyusmadigimizdan ayri zamanlarda kaydik. Hos ben kayakla kosuda, kayak kosan hicbir Isvecli kadina uyum sagliyamam. Inanilmaz iyiler, ben nefes nefese sadece yuruyus hizinda kosabiliyorken, onlar yanimdan adeta ucuyorlar. Fotograftaki amca da kros kayak sezonunun acilisi konulu yaziya poz verirken göruluyor...

Tuesday, December 1, 2009

Asilandik!

Buyuklere 1 doz, cocuklara 2 doz oldugundan, 2 hafta sonra tekrar saglik ocagina gidilecek. 15 dakika kadar bekledik. Bugun gelenlerin tumu cocuklulardi, ama yalniz gelen bir 60-70 yaslarinda amca ve genc delikanli da vardi.

Friday, September 4, 2009

Yazi Bitirdik, Noel'i Bekliyoruz!

Döndugumuzden beri iste, evde yogun gunler hizla suruyor. Iki hafta olacak ben hala evin mutfagina bile alisamadim. Poset sokulacak ters dolap kapagini cekiyorum, catal-kasik alinacak, cekmece yerine tezgah ustundeki kutulara saldiriyorum, vs.vs...
En kisa surede buraya renkli yaz özeti yazacagim...Evde su an devam eden kalorifer degisikliginin daginikligi biter bitmez tabiki...

Thursday, April 30, 2009

Isvec Nervuzu!

Bugun Valborgsmässafton. Kralin dogum gunu ve gunun adi Mariana yaziyor, önumdeki takvim. Demin isgunu ögle tatili yuruyusumu yapip, aksam (yani 17.00-19.30 arasi) yemegi icin icki almaya gittim. Sili sarabi ve P-O'nun siparisi Efes bira sectim. Bugun Isveclilerin alkolu azitma gunlerinden biri. Yarin gazeteler cikan olaylarin gecmis yillarla karsilastirmali dökumlerini verir artik. Aksam yemeginden sonra, misafirlerimizle birlikte, bisikletlerimizle, buyuk ates yakilmadan bahar sarkilari korosunu dinlemeye gidecegiz. Oradan da direk evlerimize. Yarin da 1 Mayis. Yine tatil. Herkesin emekci gununu ve de bahar bayramini simdiden kutlarim, Tr'ye de buradaki gibi huzurlu 1 Mayis gecirmesini dilerim.

Friday, December 12, 2008

Alp ve Ege'nin Odasini Yeniden Düzme

calismalari yaparken nette yeni bloglara rastladim. Noel ve yeni yil tatili icin TR den cok sevdigim kuzinim geliyor...O bahaneyle ne zamandir yenilenmesi gereken cocuk odasini acilen yeniden boyaalti kagitlayip, badanalamaya karar verdik...Yine tembellik yapmazsam eski-yeni fotograflarla blogda paylasmaya calisirim...Sevgili Zeynep, nicin eskisi gibi Isvec geleneklerini blogda paylasmadigimi soruyor...Cunku evde cocuklarla birlikteyken aliskanlik olarak bilgisayarin basina asla oturmuyorum, onlar uyuduktan sonrada TVde (kanal+) film kanallarinda iyi filimler bulup, eski-yeni, hatta önceden gördugum filimleri baska gözle, seyrediyorum...

Bugun Alp'in okulunda Lucia kutlamasi vardi...Noel Baba kiyafetleri ile sarki söylediler...Ögrencilerin yaptigi Lucia cörekleri yiyip, kahve ictik...Birazdan is yerinde de (bir arkadas evinde yapip getirmis) ayni cöreklerden yiyecegiz...Yazdan beri korudugum kiloya en az 3 kilo eklenecek kesin bu önumuzdeki Noel tatilinde...

Monday, September 1, 2008

Karetta Karetta, Muren, Vatoz Ve Daha Neler Neler...

3. Bölüm

Teknik sorunlar cözulemediginden fotograflar sinirli kaldi...Elmas Kizlarla kisa sohbetler söyleydi hep:

-Bugun bizim baliga kadar yuzúp dönecegim, misafirim var karsilamam lazim;

-Kaplumbagayi görduk baliklar saldirmis, gidin isinize pis baliklar diye,Selin kovaladi onlari;

-O kocaman minareleri is ustunde yakaladik dun, bakalim ayni yerlerindeler mi, paletleri takip yuzelim (daha úzaktalar cunku);

-Bugun paletli yuzelim, su direkleri gözuken tekne filanca ünlünunmus ziyaret ederiz bahaneyle...

-Falanca falanca falancanin eski Sovyet kökenli ulkelerden gelen yatili hizmetcileri hep birlikte islerini birakip Kibris'a calismaya gitmisler, dun arkadisimin tum islerini biz yaptik (Protez bacakli, hakikaten yardimcisiz yasayamayacak kosulda), o yuzden cok yorgunum...

En son konu haric bizim tum sohbetler denizdeki yaratiklar ve deniz sevgisi ustune bilgi alisverisi seklindeydi...En az bilen aralarinda ben olunca, bilgiyi alan ben veren Elmas Kizlar oldu...




2. Bölum
Bu fotografi P-O koyun disina cikip, her gun aksatmadigi, 15-20 km kostugu sabah idmani sirasinda cekmis...


Alp'in civileme dalisi...
Datca'ya gelir gelmez dostlarimizi ziyarette gecikmedik...
Alp ve kuzeni Beyza cok cekismeli satranc macinda...

Alp ve dayisi su alti fotofraf makinasina poz verirlerken...Tatilin ortasinda da bozuldu makina...

...

1. Bölum


Geleli bir haftayi gecti. Ben hala 'elmas kizlar yuzme grubu'mla yukaridaki deniz yaratiklari ile danstayim...Elmas kizlarin ortalama yasini kestiremiyorum. Tabiki hanimlara yas sorulmaz. Sormadim. Ama Sadzer, Tipi, Elcin ve Ayhan'in 30-40 yaslarinda cocuklari, Esin'in 2 universite bitirmis torunu var. Ortalama 65-70 lerde diye tahmin ediyorum...Ama görunuste hele denizin icinde siz onlari kizlari ya da torunlarindan ayiramazsiniz...Gecen yil bu gruba hayran kalmistim. Hergun duzenli olarak denize snorkellerini, maskelerini, paletlerini takip giriyor ve son derece tempolu kulacla 1 saat yuzup cikiyorlardi...Bu yil Alp benimle yuzmek istemedi. Ben de yalniz kayaliklara gitmeye tirsdim ve elmas kizlar grubunun 'hadi bizimle gel' davetine sevindirik oldum...Böylece benim yuzme seanslari denizde keyif yapma yerine, denizde ciddi idmana dönustu ve tatilde en cok da bundan keyif aldim...

Simdilik ise dönuyorum, tatil fotografi ve baska ayrintilarla dönecegim...

Monday, June 2, 2008

Brannboll (Yakartop) turnuvasindan!!!

Fotograflar:
Besikten, yaslisina herkesin en azindan bir ara görmek istedigi turnuva meydani...
Iskandinav herifler...
Iskandinav hatunlar...
Kayak pisti cok uzakta gözuken...


P-O sabah cok erken bisikletle gitti. Biz kahvaltidan sonra Alp'in gelecek hafta olan dogumgunu hediyesi Lego Star Wars'u almak icin arabayla oyuncakciya gittik. Orada dondurma yenilip nefeslenildikten sonra, yakin mesafede olan, sehrimizin kisin kayak merkezi, baharda yakartop, yazinda firizbigolf oynanan cayir cimen meydanina geldik. Ilk uygun yere arabayi park edip, 100-200 metre kadar yuruyerek renkli yakartop turnuvasindan fotograflar almaya calistim. Cocuklar ilk metrede basladilar herzamanki gibi: "Eve gidelim, eve gidelim", demeye.
Bazen makinayi kaldirmadan bastim deklansöre...

Fotograflarda bizimkilerin grubu yok. Onlari göremedik bile, o yuzden yanindan gectigimiz renkli gruplarin fotograflarini cekmekle yetindim...
Fantomlar unlu bir grup; yari finale cikabilmisler...

Bizimkiler yenildi. Davet sirasi bizdeydi. Aksam grubun bir kismi kendi yemegi ve ickisiyle, coluklu cocuklu bizim eve geldiler. Ben de ayrica eve alisveris ederek döndukten sonra, ortaya: börek, yesil salata , bulgur ve susuz cacik yapmistim. Yemekten sonra da kahvenin yanina limeli pay ve vanilyali krema ikram ettim. Yenildi, icildi. 9 buyuk, gece yarisina kadar yakartop muhabbeti, 6 cocuk asagi yukari, iceri disari kosturarak eglendi...Herkesin keyfi yerindeydi...


Sofrada olmayan 2 kucuk oyun tutkunu, neyseki yemeklerini daha önce yedikten sonra, oyunlarinin basina döndulerdi...Ortadaki bos bira sisesi tabiki babalardan birine ait...

Monday, May 26, 2008

Biraz renklenelim!


Hafta sonu yakartop idmanindaydik. Mayis sonu turnuva var ve P-O larin takimi cok iddiali...
Havalar hala tam sicak degil, ama sanirim hafta sonu isinacak ve renkli fotograflar cekmeye calisacagim. Blog cok renksiz olmaya basladi...

Alp' in tenis raketi, ustteki Ege'ninki (benim ABD'de raketbol oynadigim zamanlar edindigim raket).. Ne de olsa fotograftaki sopayla topa vurmak zor olunca, bizimkiler raketlerini ellerini aldilar, hem top yakaladilar, hem de buyuklerle karsi takim topu firlatip yakalayana kadar zorunlu kosulmasi gereken mesafeyi katettiler...





Gecen hafta arka verandamizin tahtalarini basincli suyla yikayip, cilalamisti P-O...Yaza hazirlik yapilan tek bakim o oldu evimizde...Dun ben evin kitapligini temizleyip yerini degistirdim. Hedef cocuklarin odasini duzenlemek. Hala karar veremedik odalarini ayirma konusunda...

Friday, May 23, 2008

Gore-tex ceket' in fermuari?

Isvec'te cok yaygin bir deyimdir: Kötu hava yok, kötu giysi vardir, ya da kisaca: kötu olan hava degil, giysinizdir! Tekstil artik cok gelisti, yillar öncesinin hantal Gore-Tex ceketleri artik fribeginize sigacak kadar kuculdu...P-O'nun iki sene önce aldigi paclite özellikli ceketinin fermuari bozuldu. Asil ureticiye e-posta ile sordum, nasil yardimci olursunuz, hala yepyeni ama fermuari bozuk, diye...Aldiginiz magazaya göturun, dediler. Onlarda, önce su deterjani satin alip yikayin (200 SEK), sonra biz terzide diktirtip presletiyoruz, dediler (500SEK). Bu nasil cebe sigan ceketmis yenisini alin diye, öneriyorsaniz, burada fiyatlari 2000-5000 sek (1 sek = 0,2 ytl yaklasik) arasinda, elimiz mahkum 700 SEK'e fermuar degistirecegiz.

Thursday, May 22, 2008

Avrasvizyon!

39 ulke katiliyormus. Yugoslavya, Rusya, Cekoslavakya bolunup, hep birlikte nerdeyse 30 ulke olusunca, dogrudur...Dun yarifinale göz attim, TR'yi oylarken yanlislikla Ukrayna'ya bastim, o yuzden birkez daha oylamak zorunda kaldim. Finalistler belirlenirken Isvec'li sibiker, son 3 icin tahmin yaparken Turkiye'yi de farketti "TR'de var daha" deyince, cok hosuma gitti...Olasiligi yok gibiydi finale gelmemesi icin...Fakat bizim grubun kazandiklarindaki tepkisi digerlerine göre pek farkliydi...Pek bir ciddiydiler, herkes havalara hoplarken bunlar kazik gibi baktilar kameraya, mutlaka kafilede hoslarina gitmeyen birseyler oldu, ya da Erovizyonu sevmediler...Artik bu Erovizyon'un adini degistirip Avrasyavizyon ya da Avrasvizyon yapsalar iyi olur. Ulkelerin nerdeyse 1/3'u Asya'dan...

Not: Parcalarini sevmeseydim, benden sadece Tr diye oy alamazlardi...Iyiydiler, umarim finalde de basarili olurlar...

Monday, December 3, 2007

1.Advent:

1. advent gunu inanilmaz guzel kar yagmisti...P-O, Alp ve Ege'nin yardimiyla evimizin önundeki karlari kuredi...


Daha sonra evlerin ve sokaklarin isiklandirilisinin ilk gunu olusu ve pazar olmasina ragmen magazalarin geleneksel olarak acik oldugu gun olan Skyltsöndag icin sehir merkezine gittik.

Cogu magaza coktan kapanmisti, biz yine gec kalmistik...


Yerlerdeki ve magaza önlerindeki kocaman mumlar ve mesaleler sehre cok hos bir hava veriyordu. Karanligin kasvetini unutuveriyorsunuz...
Yukaridaki kar gözunuzu korkutmasin. Su anda yerinde yeller esiyor. Belki Dubai'nin kapali kayak merkezine coktan ihrac edildi bile...

Asagidaki yerden isitilmis bölgenin karsiz olusu kafanizi karistirmasin...Binanin catisindaki kar havanin kaniti... Hos biz eve dönerken saganak sekilde yagmur da yagdi...
Cogu evde yildiz seklinde olan lambalar pencereleri suslemesine ragmen, asagidaki 7 mumlu lambalar Noel zamani isiklandirmalarinda en eski ve en klasik olanlari; perdeler de yesil ya da kirmizi renklere dönustu...

Thursday, November 8, 2007

Finlandiya, Pakistan, Turkiye?

Köprunun disaridan göruntusu...
Icinde yururken...
Köpruden diger köpruye bakis...

Bugun Finlandiya'nin baskentinde, *18 yasinda bir fasist-nazist liseli'nin okulunda 8 kisiyi öldurmesi nedeniyle, bayraklar yariya indirilecek. Pakistan'taki ayaklanmalarin devami, petrol fiyatlarinin yukselmesini, sadece yukselen talebe baglamasini, ABD-Iran politikasiyla hicbir ilgisi olmadigini, Pust'un sesinden dalga gecer gibi verdi buradaki taze haberlerde. Bizim gazetelerde sabah sabah yine: Hulya Avsar'in borclari ; baldiri acik hicbirini tanimadigim hatunlarla, unlu yine tanimadigim heriflerin asklari, meskleri; ardindan hergun tekrarlanan DTP'li vekilin kocasi, turbanli hemsire ve yari ciplak bolca resimler, yazarlara ulasana kadar gözume carpan gereksiz haberlerdi. Sayin Derya Sazak deginmis, Pakistan'daki olaylara ve RTE-Bush görusmesinin bu olaylarin gölgesinde kalmasina. Hakikaten P-O durtukledi kackere, gözumun icine sokmak icin: Bak Pust uyuyor basbakaninizin yaninda, diye...Demek sebebi buydu!


Bugun ise yuruyerek geldim, kulagimda MP3, haberleri dinleyerek.... P-O izinli, cocuklari yuvaya ve okula o birakacak. Is yerim yarim saatlik yuruyus mesafesinde. Hertaraf karli ve gökyuzu piril piril. Gectigim eski bisiklet ve yaya köprusunun 1863 de cizilmis resmi yukaridaki de...

Ekleme: Daha da usttekii fotograflar 1 ay öncesinin. Köpru deyince aklima geldi ve Sevgili Elif Savas Felsen'in, "Opera Masallari"'indaki harika aryalarini dinlerken, hizimi alamayip 3 tane birden ekledim...

*Linkini verdigim gazete Isvec'in en boyalisi, bizim boyalilarin yaninda hic bir sey, bana göre!

Monday, October 15, 2007

Isvec'ten Haberler:Darvinizm, Adem-Havva, Petrol Ve AYI..

Dun en cok tekrarlanan haber: Dini okullarda (musluman ve hiristiyan okullarinda) verilen bilgilerin dinsel icerikli olmasina izin verilmeyecek; evrim teorisi yerine, yaradilis teorisi ögrencilere derslerde ögretilmeyecegi idi.

Cok populer yemek bloglarindan biri (akliniza Portakal Agaci gelmesin), bir yazisinda, Turkiye'deki okullarda ögretilen hersey dogru muydu, diye evrim teorisini ögrendigine icerliyordu...Su siralar bu blogu birkac blog da "en iyi yabanci dilde blog adayi" diye sayfasinda sunuyor...Ustelik bir yandan da "cumhuriyetinize sahip cikin" yazisi ile birlikte...

Sabah radyoda NewYork ve Londra'da petrol fiyatlarinin 86 USD'i buldugunu ve buna sebebin Turkiye'nin PKK ile ilgili tezkere hazirliklarini gösterdi...Kuzey Irak'taki petrol uretimine sekte vurulmasindan korkuldugu ve Ceyhan Limaninin sevkiyattaki önemini filan da vurguladi...Daha da yukselmesinden korkuluyormus...

Fotograf internetten indirilme, benim hayvanat bahcesinde cektiklerimle ( zaman bulursam )degistirecegim...

Isvec'te ayilar öyle cok sevimli bulunur ki, TR deki "Aslan" niyetine, burada da "Ayi" adi guclu-kuvvetli ve yigit anlaminda yayginca kullanilir.( Ör: Björn Borg)...Ama son gunlerde Isvec'in ayilari, avcilara saldirmalari ile gundeme gelmeye basladilar. Uzmanlar: Ayilar tehlikeli degil, sadece dikkat etmek gerekir, diye acikliyorlar. Avköpekleri ayiyi rahatsiz ettigi icin avci ve avköpekleri son gunlerde, biri ölumle sonuclanan saldirilara ugradilar, diye aciklandi biraz önceki gundemde...Bu arada avci bir arkadas , ayilarin orman yemisleriyle beslendigini, yetmediginde yaban geyiklerine saldirip yedigini, söyledi...Filimlerde hep balik yediklerini göruyoruz zaten. Aslinda hem ot, hem et obur hayvanlar biz insanlar gibi...

Friday, October 12, 2007

Otobus Söforu Erdal Kurt ve Ingmar Karlsson...

Gunun konusuna matem katsin diye...

Isyerinde surekli dinledigim Isvec Radyosu'nu arayan Erdal Kurt söyle basladi: "ABD'nin Ermeni Soykirim oylamasinda evet denmesine cok sevindim. Butun Ermeniler cok sevindi. O bölgede hic Turk yoktu, Ermenilerin, Suryanilerin ve Kürtlerin bölgesidir. Turkler oraya geldiler ve butun bu halklari barbarca kiyimdan gecirdiler. Kafalarina silah dayayip kadin, cocuk demeden barbarca öldurduler. Yarim milyon Ermeniyi topluca öldurduler (Neyseki burada 1,5 demedi, sasirdim dogrusu. Atom'un Ararati'in da bile %1 'i olmayan bir dehset senaryosu yaziverdi.) Dun Radyo'da Istanbul Konsolosu (Adinin ne olduguna da emin olamadi) Ingmar Karlsson söylesisinde Turkleri savunuyor", diye ona tepkisini ve sitemini göndererek bitirdi sözlerini...

Halbuki ben de dinledim ayni söylesiyi. Ingmar Karlsson Turkiye'deki 75000 Ermeninin cogunun gecmise degil ileriye bakmak istedigini belirtti...Soykirim konusunda olmus yada olmamis; o hakli, bu hakli diye bir savunmaya bile gecmedi...Ayni anda, bir Ermeni genc kadin ise, kin ve nefret dolu bir ses tonuyla, kelimeleri kekeleyerek, ABD'nin sonunda kabul edisinden memnuniyetini vurgulamaya calisirken, Turkiye'deki Ermenilerin böyle dusunmedigini, ileriye bakmak istediklerinin Konsolos tarafindan vurgulanmasi, Turkleri savunuyor diye algilanmasina yetmis bile...

Wednesday, October 10, 2007

Kürdistanli Sarkici Cihan, Soykirim, Nobel Edebiyat Ödulu 2007, Okuma Önerisi...!

Renkler kaybolmadan önce, son cirpinislar...

Dün radyoda, Malmö'de konser verecek olan, Kürt sarkici (sanirim adi, Isvecce aksandan anliyabildigim kadariyla, Cihan'di. )ile yapilan söylesi vardi. Fonda " Diyarbekir, Diyarbekir" diye bir turku esliginde; butun kurtlerin tek hayalinin, baskenti Diyarbakir olacak, bir özgur ulke istedigini ve 3,5 milyon Kürdün Avrupa'da yasadigindan bahsettiler...Sarkici Batman'da Kürtce'nin serbest olusundan sonra verdigi konserlere olan ilgiye cok sasirdigini, yuzbinlerin geldigini, aslinda kendisinin siyasi göruslere uzak oldugunu, ama bir kürdün siyasi dusuncesiz olusunun kabul edilemiyecegini, filan söyledi...
Ayni mekandan...


BBC, PKK'ya terörist yerine "Kürt Rebeller ya da Gerilla", dedi diye, bizim sevgili basinimiz haber yapiyor. Günaydin!!! Ben 6 yildir yurt disindayim, burada asla ve asla birkez bile PKK'ya terörist dendigini duymadim. Ayrilikci Kürtler ya da asker öldurduyse, adi gerilla dir...

Sabah Alp'i okula birakirken, arabadan inemedim: Türkiye-ABD iliskilerinin kötulestigi, ABD'nin soykirim iddialarini kabul ettigi uzerine ilk haberi dinlemek icin...

ABD'ye o kadar SIK gidip gelmeler demek fayda etmedi...

Dinamitin mucidi Alfred Nobel adina verilen Edabiyat Ödülü'nün yeni sahibi, Ingiliz yazar Doris Lessing...Iran'da dogmus, bir Ingiliz ciftin cocugu ve Afrika'da buyumus. Turk gazetelerinde su anda yeralmadigi icin bu yaziya ekleyiverdim...

Ayrica bir okuma önerisi daha...

Monday, October 1, 2007

Gece Kralicesi Kus Adama Demis ki...



Elif Savas'i blog dunyasindan taniyorum. Yazdiklarini bastan beri cok severek okuyorum. Yine blogunu ziyarete gittigimde, bu kez onun calismalarini internet uzerinden satin alabilecegimi ögrenir ögrenmez cok sevindim. Hem de navlunuyla birlikte son derece uygun fiyatlara. Sirada minik yegenim Peri'ye sadece tuslara basarak, dogum gunu hediyesi gönderme luksu var...Tesekkurler Elif, daha elime gecmeden harika bir calisma olduguna eminim. Affet beni, sana danismadan kapak resmini buraya kopyaladigim icin...

Friday, September 21, 2007

Eylül !!!


Eylul demek Hedikli'de hareket ve bereket demektir. Hem Ege hem de P-O'nun dogum gunu bu renk guzeli ayda. Tatilden döneli beri yazin yapamadigimiz ev bakimini, P-O salonun parkelerini cilalayarak sonlandirdi. Ben 1-2 kilim turu buyuk parca yikadim. Dun biraz bahceye ceki duzen verdim. Konu, komsu cok sukur demistir!!!

Temizlenmeden önceki hali!!! Düzgün taraf komsuya ait!!!

Parke cilalama yaptigimiz gunlerde, evden uzak olmak icin 2-3 kez aksam yemeklerini kucuk kir gezileri ve mangalla ormanda gecistirdik ve lingon denilen eksimsi daha cok et yemeklerinin yaninda sunulan yemislerden topladik. Fotograflar'da daha baska resimleri de var...
Türk yogurdu bakraclari lingonla dolduruldu...
P-O tek yakimlik mangalda sosislerimizi kizartti...
Macera parki ve kucuk bir kir gezisine Alp'in arkadasi Samuel'de eslik etti...

Isyerindeki avci bir arkadastan yaban geyigi (Isvecce=Älg, Ing=Moose) eti satinalip, bir kismini kiyma makinasinda cekerek, bir kismini da butun parcalar halde, tam organik besin icrahatligiyla, derin dondurucuya doldurdum.

Burasini Tijen gibi ot oburlar okumasin! Hakikaten halim kasaplardan farksizdi. Isvec'te genelde erkeklerin yaptigi bir ev isi, ama bizde tam tersi. Is basa kalinca löp löp etleri kesip, kiyma makinasina soktum. Cok yagsiz bir et ve kendine has farkli bir tadi da var. Domuz kiymasiyla karistirmayi öneriyorlar ama biz severek sade yiyoruz.




Buyuk bilgisayarimizdaki resimleri buraya aktaramiyorum, bir sorun var, o yuzden de bu postum gönderilmeyi bekliyordu kac gundur. Ege'nin dogum gunu resimlerini ise Alp ve Ege'nin sayfasindan görebilirsiniz.

Hic fotosuz kalmasin diye de Cumartesi yaptigimiz ziyaretten (en ust ve en alttaki resimler, digerleri sonradan aktarildi.)1-2 kare ekleyeyim bari, Hedikli'ye gelenlerin ici acilsin!