Wednesday, March 26, 2008

Hedikli Ev Kanada'dan Döndu!

Sevgili dostlarim, 2.5 haftalik Kanada gezimizden önceki gun dönduk. Hala yorgunuz. Iste ve evde birikmis isleri hallettikten sonra buraya cok guzel ayrintilari olan fotograflarla gezimizi yazacagim... Yorum birakan, özelden yazan arkadaslarima cok tesekkur ediyorum...

Su yaziya da göz ativerin!

Monday, March 3, 2008

Vasa Kayak Kosusu,


Fotograf buradan aktarma.

Dun Isvec'in cok unlu kayak kros kosusu vardi. Sanirim kizlar daha kisa, ama erkekler 90 km lik, ince ve uzun kros kayaklariyla, heryil geleneksel bu kosuya katiliyor, katilamayanlar da ekran basinda saatlerce surdugunden, en azindan TV ye belirli bir sure göz atiyor.

Ben de dun hemen havaya girip, Alp ve Ege Samuel'in dogum gunune katildiklari surede, 2,4 km cik uzun kayaklarimla kosup geldim. Parkur 2-3 km lik mesafede uzakta oldugundan arabayla gidip geldim. Evde dus aldigimda bile hala vucudum tam sogumamisti, bugun de biraz vucudumda idman agrilari var...

P-O önumuzdeki gunlerde cikacagimiz gezi yuzunden bu hafta sonu da calisti. Demin yemekten önce bana:'ben bu yil daha hic kaymadim önce sen git, sonra ben gideyim kaymaya'dedi. Ben de aksam aksam karin beyazi da olsa gidemem diye, sadece dusuncesine tesekkur ettim. Gun ortasi bile ormanin icinde tek basina kayiyorsun, ilk yillarda baya ayi mayi cikar diye urkuyordum. Cok issiz orman, kar, yolu gösteren oklar ve kayak izi disinda örnegin dun sadece 1-2 anneye rastlamistim (Yanlarinda kucuk cocuklari oldugu icin yavas kayiyorlardi, yoksa herkes kosup turunu bitirip gittiginden kimseye rastlamiyorsun)...P-O simdi 8,8 km lik parkura kaymaya gidiyor. Saat 18.33 ve yeterince de karanlik...

Not:1-Kizlarin daha kisa kosmasi konusunda yanilmisim, 'P-O herkez ayni mesafeyi kosuyor,89 km' dedi...Bugun kar kureme kepcelerini kullanan kadin suruculere rastladim, bizde de otobus filan surmeye basladilar sanirim bazi belediyelerde...
2-KNB'yi de okumayi ihmal etmeyin!

Wednesday, February 27, 2008

Mahallemizin Buzpateni Pisti!!!

Bukez de Bambi uyardi:'Bu tur yazilar kutaplastiriyor memleketi' dedi...Ben de hemen karli buzlu bu haftasonunun paten fotograflarini koyarak kutuplari birlestirmeye karar verdim...
Cumartesi sabahi 8.30 da yuzme kursundaydik. Cocuklar yorgun diye hava guzel bile olsa bu piste gelip kayamiyoruz. Halbuki burasi da sadece 25-50 metre uzaklikta...25 metre farki yaya gecidini dolasirsak...Neyseki Samuel aradi da hemen bizimkiler de havaya girdi ve guzel havadan nasibimizi aldik...
Yuzmeden sonra Rasmus da bize gelmisti, aksam onlara yemege davetliydik...(Halbuki aksamki yemegi de fotograflayip anlatsaydim bu post daha cok kutup eritirdi, hakikaten cok guzeldi. Ben de yemegin tatlisina B5 in tiramisusunu yaparak katkida bulundum)... Cocuklar önce kar birikintilerinin oldugu tepede oynadilar...Daha sonra da paten kaydilar. Ege Linn'in patenlerini ödunc aldi, fotografta hararetle kaymayi bekliyor, cunku Rasmus'a eslik edecegi icin kaymayacakti ve patenlerini yanimiza almamistik...
Tek canimi s1kan sey: piste giris kapisini, yaramazin birisi birguzel dondurmayla badanalamis. Cocuklara aman dikkat derken, yillarca yikamayacagim koca anoragimin kapsonunu ve sirtini cocuklarin patenlerini dugumlerken kirletmemdi...Cocuklarin kabanlarini, kar pantolonlarini ve eldivenlerini gelir gelmez yikadim, benim lekeleri 1 gun sonra kuruduktan sonra farkettim...

Tuesday, February 26, 2008

Biyonik Kedi'nin Turban Dosyasi!

Biyonik kedi'nin son yazilarini okumayanlar kacirmasin, su linki de vermis ben kacirmistim, ibret verici lutfen okuyun...

Monday, February 25, 2008

Yaman Töruner'in yazisi!

İslam gerçeği

Kitapları New York Times'ın en çok satan kitapları arasına giren, musevi yazar Robert Spencer'in, "The Truth About Muhammed (Hazreti Muhammed Gerçeği)" isimli kitabı, taraflı olmasına rağmen, İslamın bugünkü konumu hakkında bazı ilginç tespitlerde bulunuyor:
Bunları 6 temel başlıkta toplayabiliriz:
1) İslam dini gerçek savaşlar yapılarak yayılmıştır. Yapılan 27 savaşın 9'una Hazreti Muhammed bizzat katılmıştır. İsteğini, barış yoluyla değil savaşla elde etme uygulaması, İslamda yaygındır. "Cihat" geleneği de bu temelden kaynaklanmakta ve zaman zaman terörizme bile hizmet eder duruma gelmektedir.
2) İslam ülkeleri, karşılaştırmalı olarak geri kalmıştır. Müslümanlar, geri kalmışlıklarının nedenini, kendilerinde değil başkalarında aramaktadır. İslam ülkelerinde, kendi ülkelerinin "özellikle geri bırakılmış" olduğu kanısı yaygındır. Bu nedenle de, gayri müslimlere karşı bir hınç beslenmektedir.
3) Hıristiyanlar ve Yahudilere karşı hoşgörü ve müsamaha yoktur. Bunlar genellikle, "kâfir" olarak görülmüş ve dışlanmıştır. Dikkat edilirse, İslam ülkelerinde, Müslümanlar dışındakiler rahatça yaşayamamaktadır(Doğal olarak, Türkiye bunun dışında bir örnek kalmaktadır).
4) Hâlâ bazı İslam ülkelerinde "şeriat" kuralları uygulanmaktadır. El kesme, taşlanarak öldürme gibi kurallar, halen bazı ülkelerde uygulanmaktadır. Ortaçağ zindanlarından kalma bu cezalar, çağdışıdır. Ancak, bazı Müslüman ülkelerde, bu uygulamaların değişmesi konusunda ciddi direnç vardır.
5) Şeriat, kadını ikinci sınıf insan olarak görmektedir. Sert olmamak kaydıyla karının dövülmesi, ayrı odalara konulması normal karşılanmaktadır. Dörde kadar kadınla evlenme olanağı vardır. Köle kadınlarla cinsel ilişkiye girilmesine izin verilmiştir. Kadının şahitliği, erkeğin yarısı mertebesinde sayılmaktadır. Yine, kadına mirastan erkeğin yarısı kadar hak verilmektedir. Ayrıca, erkek karısını kolaylıkla boşayabilmektedir.
6) Müslüman erkeklerin küçük yaşlardaki kızlarla evlenmesi mümkün olmuştur. Hazreti Muhammed, en önde gelen hanımı Hazreti Ayşe ile 6 yaşında iken evlenmiş; ancak, Hazreti Ayşe 9 yaşına geldiğinde, 622 yılında gerçek anlamda bir evlilik olmuştu (Hazreti Ayşe'nin yaşının daha büyük olduğu konusunda savlar vardır). Çocuk evlilikleri, o çağdaki Arabistan'da yaygındı. Ancak, çağımızda da bazı Müslüman ülkelerde küçük çocuklarla evlenme görülmektedir. İran'da 9 yaşında bir kızla evlenilmesine izin verilmektedir. Hatta, anne babanın izniyle daha küçük yaşlarda bile kızlar evlendirilmektedir. Humeyni bile, 10 yaşında bir kızla evlenmişti ve bir mülakatında "kızların ilk regllerini baba evinde görmemeleri" konusunda tavsiye vermişti.
Spencer'in taraflı ve İslama karşı düşüncelerle bir değerlendirme yaptığında kuşku yok. Ama, benim merak ettiğim, ekonomik olarak geri kalma nedenlerimizin bazıları bunlar mı? Yoksa, geri kaldığımız için mi, bizdeki bazı kesimler hâlâ bu konularda ısrarcı?

ytoruner@milliyet.com.tr

Friday, February 22, 2008

Okuma Önerisi!

AKP'nin sırrı: Türk sömürgeciler!

AKP'nin ilk kez iktidara gelmesinden, hatta "ampulü" görüp nutkumuz tutulduğu andan beri açıklığa kavuşmayan bir şey var. O "şey", aynı zamanda AKP'nin başarısının, bitmez tükenmez siyasi retoriğinin kaynağı. AKP, yenilmez, yılmaz ve her dem zinde söylemini bu sırrından besliyor.
CHP'lileri laiklik tıkacıyla felç eden, sosyal eşitlik politikasını tekeline almış gibi görünüp solu dilsiz bırakan, eski merkez sağı bir anda Boğaz'daki villalarda hariçten gazel okuyan yoluk kuşlar haline getiren, liberalleri "çarpıp" sersemleten sır bu. Ne peki?

'Elit semt'?
Başbakan önceki gün türban tartışmaları sırasında kendisine ve partisine yönelen eleştirilere yine aynı biçimde cevap verdi. Şöyle:
"İstanbul'un, Ankara'nın elit semtlerinde oturarak, masa başında sosyolojik analizler yaparak kimse hizmetlerimizi anlayamaz. Bir garibin sofrasına oturup yoksulluğu hissetmeden ahkâm keserseniz, yaptığınız yorumlarla kargaları bile kendinize güldürürsünüz."
İşte Başbakan, net bir biçimde tahlil edilmeye muhtaç sırrını yeniden kullanıyor. Ne yapıyor Başbakan?

Sömürgecilik karşıtı İslam
Başbakan, Ortadoğu'da, Mısır'da, Cezayir'de, ulusal sol hareketlerin zayıflamasından sonra ortaya çıkan sömürge karşıtı siyasal İslami hareketlerin ortak söylemini kullanıyor. Başbakan'ın konuşmalarında sürekli bir "onlar" var, en başından beri. Onlar, "beyaz". Onlar, zengin. Onlar, "halkı sömürüyor". Onlar, Türkiye'yi ve halkı kullanıyor. Onlar, keyifleri ne isterse onu yapıyor. Onlar, bu ülke kurulurken gelip ülkemizi ele geçirdiler ve iktidar koltuğuna oturdular. Onlar halka zulüm ederek bu ülkeyi kurdular. Onlar, hiç "bize" benzemiyor.
Bu söylemdeki onlar aynen ve tamamen sömürge karşıtı İslami hareketin söylemindeki "sömürgeciler"e denk geliyor. Başbakan'ın söylemi bu ülkede ona oy vermemiş yurttaşları "sömürgeci" ilan ediyor! Cezayir'deki Fransız, Mısır'daki İngiliz, Irak'taki ABD'li.

Sömürgeciler kim?
Bu yüzden üç kuruş maaş alan emekli öğretmenler, açlıktan ölmek üzere olan memurlar, zavallı öğrenciler, ayakta kalmaya çalışan öğretim üyeleri, susturulmak korkusuyla yaşayan yazarlar, tuzu kuru sömürgeciler olarak gösteriliyor halka ya da AKP seçmenine.
Bu öfke ve düşmanlık barındıran söylem her dem o kadar taze ki ilk kullanılışının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ işe yarıyor. Üstelik Türkiye'de sömürgecilik olmamasına rağmen kolektif muhayyilede böyle bir imge yaratılıyor.
Türkiye'ye deniyor ki "Sömürgeciler gelmeden önce biz iyiydik. Sömürgecileri gönderirsek, yok edersek yeniden o güzel günlere döneceğiz".
İşin tuhaf tarafı, Başbakan'ı eleştirenlerin çoğu, sömürgecilik şöyle dursun, zaten bu toplumun ezilen sınıfı. Ölen tersane işçileri, panzer altında kalarak ölen Yahya Menekşe'nin ailesi, zorla dindarlaştırılmak istemeyenler ve hatta en az Başbakan kadar dindar olmasına rağmen yaratılan muhafazakârlaşmanın ikiyüzlülüğünden şikâyetçi olan başörtülü kadınlar...

Başbakan hedef gösteriyor
Sayın Başbakan'a sormak lazım:
Onlar kim?
Sizin sömürgeci yerine koyduğunuz ve bütün bir Türkiye'yi böyle bir yalana inandırmak için harcadığınız insanlar, kitleler kim?
Yarı aç yarı tok çalışan ve sizin beğendiğiniz sendikalara üye olmak istemeyen işçiler mi?
Yoksa YÖK Başkanı olunca hükümetinizle muhabbeti koyulaştıran bir YÖK Başkanı'nı kendilerine yakıştıramayan akademisyenler mi?
Mısır'dan, Cezayir'den, Ortadoğu'daki siyasal İslam hareketlerinden aparılan bu söylemin "zalim" ilan ettiği insanlar kim?
Bu söylemi bilinçli olarak mı ürettiniz, yoksa ağız alışkanlığı mı?
Başbakan'ın ve AKP'nin ağzına pelesenk olan ve şimdiye kadar doğru dürüst sorgulanmamış, çözümlenmemiş bir söylemi sorgulamanın zamanıdır. Çünkü artık bu söylem, bizatihi Başbakan'ın ağzından, bu ülkenin insanlarını birbirine hedef göstermeye başlamıştır.

ecetem@hotmail.com

Thursday, February 21, 2008

Cennette Hangi Dil Konusulacak?

Basliga bakip aldanmayim ama isterseniz okuyun...Bu linkte benim fotografin benzerini görunce ilgimi cekti. Iyi ad bulmusum, degil mi?